Yves Hayat

Bedenler, kafatasları, ikonlar, suratlar, savaş, ölüm, dünya ve aşk… İmgeler, Yves Hayat tarafından inleri keşfedilen mitik canavarlara mı dönüştü artık? Yves Hayat’ın klasik resimlerden aldığı ilham ile günümüz dünyasında etkili reklamların şifrelerini biraraya getirdiği işlerinde temsiliyet sadece tema olarak değil, düşünmeye imkan veren bir araç olarak da merkezde. İkonlar ile reklam imgelerinin temsilleri sayısal değerlerine bölünüp tekrar biraya getiriliyor ve böylece bizi saran ‘imge-lem’e işaret etmeleri sağlanıyor.

Günümüzde sürekli bir değişim içindeki bu görsellerin biraraya getirilip üzerinde oynanmış — yani sonrasında daha iyi bir şekilde tükürülüp atılmak üzere çiğnenip yutulmuş- halleri, imgelerin doğasındaki sapkın yönleri açık bir şekilde su yüzüne çıkartıyor, izleyicinin kendisiyle yüzleşmesine imkân sağlayıp toplumsal bir eleştiriyi mümkün kılıyor. (…)

Bugünün toplumu, içerikten arta kalan ne varsa, bozup ortadan kaldırma eğiliminde. Yves Hayat, bu imgelere yeni bir perspektifle derinlik katmasaydı, ilk göründükleri halleriyle kalacaklardı. Sanatçı, berrak bir zihinle, birden fazla boyuta sirayet eden bir şeffaflıkla ve kendi yarattığı temsil biçimleriyle dünyanın nabzını tutuyor.

Semboller, sembolizm, gerçeğin temsili ve bunun sonunda ortaya çıkan hayali dünya üzerine çok fazla çalışmış olmasına karşın Hayat, “İkonlar Yoruldu”da ikonların gözlerini kapatıyor, onların bitkinliklerine, anlamlarını nasıl yitirdiklerine ve medyadaki aşırı kullanımlarının ardındaki gerçeğe işaret ediyor. “Mitifikasyon veya Leke Tasarımı”nda, savaş ve şiddet çağrıştıran görüntüleri ya İsa’nın ya da şehitlerin gövdelerine dövme olarak işliyor. Bu işlerin üç boyutlu bir derinliği var: Dinî, erotik, toplumsal veya tarihi… Birbirleriyle çarpışıyorlar, duyguları harekete geçiriyorlar ve türlerin bu birleşiminden bir insanın, hatta herkesin içgörüsü ortaya çıkıyor. Tam da o an, iş artık O’na ait olmaktan çıkıyor.

(Julien Camy, 2013)

ESERLER

SERGİLER